11 Kasım 2011 Cuma

Babalar Ve Kızları



Ben hayatım boyunca ne çektiysem bu erkekler yüzünden çektim.

Babam doğru düzgün bi adam değildi. Baba gibi değildi bi kere. Bilmiyorum artık geçmişten günümüze gelen alışkanlıklardan olsa gerek, erkeklerin üzerine yüklenmiş bi görev vardır, çalışmak. Babam çalışmazdı, yani çalışırdı da kendine. Kendine dediğim de içkiye. Eve bir tane eşya almış adam değildi.

Hele ki koskocaman kız oldum, bir gün babamdan bir hediye almadım ben. Benim içimde en çok kalan şeylerden biridir bu. İnsan en çok babasından annesinden hediye bekler. Ama benim babam ne bir doğum günümde, ne getirdiğim takdirlerde bir tane iğne almamış adam. Küçükken sevmezdim babamı, iyi biri değildi. Yani özünde iyi biriydi ama içki çok içerdi, sigara çok içerdi. Sabaha karşı eve gelir bizi uykumuzdan uyandırır, ki biz okula gidecek çocuklardık bir kaç saat sonra, anneme saldırır, evi yıkar kırardı.

İşte bu yüzden babamı sevmezdim. Bi baba nasıl eşine bu kadar eziyet çektirebilirdi ki. Zavallı annem o kadar eziyetin sonunda bizim psikolojim bozulmasın diye sanırım, biz rol yaptık oyun oynadık derdi. Çocuğuz ama yemezdik. Cam çerçeve aşağıya inerdi, sokakta insanlar bizim eve bakarlardı ne rol yapması Allah aşkına annecim diyemezdik. Sokaktakilerde alışmışlardı ama sonralarda. En çok camların aşağıya düşüp birine zarar vermesinden korkardım. Bir sürü kırık camımız vardı, kışın naylon yapıştırırdık. Ama aklıma soğuk giricek camdan üşüyeceğim gelmezdi. Neden bilmiyorum, birinin kafasına düşücek diye aşırı bi korkum vardı. Neyseki öyle bişey olmadı hiç.

Belki de o yüzden 22 yaşında evlilik hayalleri kurmaya başlamıştım. Sanki evden kurtulmak istiyo gibiydim. Tabi bunları şimdi öyle algılayabiliyorum. Yoksa aşktı benim yaşadığım. Birine güvenmek çok istiyodum, bi erkeğe. Çünkü annem zaten bize güven verebilen ilk örneğimizdi. Babam öyle değildi, herkesin babası baba gibiydi, bizimki değildi. Neden derdim hep, neden biz. Küçücük bi çocuk evine gitmek istemez mi? Ben istemezdim, anneannemlerde teyzemlerde kalabileceğim fırsat varsa onlarda kalırdım.

Teyzemin eşi çocuklarına çok düşkündür. Benim babam neden böyle değil derdim, ne güzel bi baba. 9-10 yaşlarındayım, babam bişey için bana kızmışmıydı tam hatırlayamıyorum. Gece yatağın içine girdim, aldım elime kalem kağıt. Başladım gecenin karanlığında;

"Allah'ım neden benim babam diğer babalar gibi değil? Neden bir kez bile hediye almadı bize? Neden bizim babamız böyle, bizim suçumuz ne? Başkalarının babaları böyle değil. Hepsi babalarını çok seviyo, çünkü onların babaları iyi. Okulda herkes soruyo baban içki içiyo mu, sigara içiyo mu diye. Ama ben hep yalan söylemek zorunda kalıyorum. İçmiyo diyorum, yalan söylüyorum. Allah'ım benim babamda içmesin lütfen"

Hatırlayabildiklerim bunlar, aradan 17 sene geçmiş çünkü. Ve ben o mektubu yazıp uyuyakaldım. Sonra o mektubu unutup okula gittim. Geldiğimde mektup falan yoktu. Kesin annem buldu ama bugüne kadar hiç konusu açılmadı. Yer yarılıp içine girmedi ya mektup.

Tüm bu kötü şeylerin yanında teyzemler, dayımlar vardı bizim yanımızda. İyi ki varlar ve inşallah hep olucaklar. Onlar olmasaydı hayatımız çok daha farklı olurdu eminim.

İnsan büyüyünce babasının yaptıklarını unutmuyo da, sineye çekebiliyomuş bunu öğrendim. Babamla evlerimizi ayırdık yıllar sonra. Aradan geçen bir kaç yıldan sonra babam rahatsızlandı, şimdi yine bizimle. Eskisi gibi olmasada yine anneme çektiriyo hasta haliyle bile. Babam rahatsızlanınca eşyalarını falan aldık bizim eve o zamanlar, cep telefonu da o eşyalar arasındaydı. Hattımı taktım, meesajlar falan vardı. O zamanlar telefonla chat olayı çok revaçtaydı, babamda geri kalmamış tabi. Bizim evden ayrılmadan önce de milyonlarca liralık kontörler alırdı. Mesajlara bakarken bi mesaj gördüm, bir kez daha o burukluğu yaşattı o mesaj bana. Babam benim yaşlarımda başka bi şehirde yaşayan kıza ayıcık göndermişti. O yaşımda utanmadan o ayıcık neden hiç benim olmadı diye kıskandım. Ömrüm boyunca unutmayacağım şeylerden biridir bu.

O yüzden eğer babaysanız, çocuklarınızla konuştuğunuz her kelimenin, kurduğunuz her cümlenin, yaşattığınız her olayın, onlar için çok büyük önem taşıdığını unutmayın.

-Çikolata Kız-

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sayfalar