4 Kasım 2011 Cuma
Çok Mu Salağım?
Evet, hemde çok...
Bütün bi yaz gerizekalı Komiğin gelip benimle tanışmasını bekledim, hemde bütün bir yaz. Elbise giymeye pek alışkın olmadığım halde bir sürü elbiseye o kadar paralar saydım. Aman şu hafta gelirse bunu giyerim, olmadı öteki hafta gelirse şunu giyerim. Ay facebookta bu kıyafetimle resmim var, bu olmaz diye diye yeni bi dolap yaptım kendime. Mutlu muyum? Onun için yaptığıma pişmanım, eğer kendim için yapmış olsam mutlu olurdum tabi ki.
Bu arada Komikle tanışma hikayemiz biraz acımasızca ama, her zaman da ben iyi kalpli olmak zorunda değilim diye düşündüm. Bana hak verenlerde vermeyenlerde olacaktır eminim. Çünkü ben içimden yapmamam gerekli desemde, yaparken hiç pişman olmuyodum. Şimdi sorsan pişman mıyım, emin değilim derim. :P
Komik benim bi platformdan 3,5 yıldır tanıdığım, ama yüzyüze görüşmek bu sene Haziran ayına denk gelmiş, çok sevdiğim ve kendisini yakışıklı bulmadığım için potansiyel sevgili gözüyle bakmadığım arkadaşımın kankası. Şimdi arkadaşıma da bi lakap bulmam gerekli. Gerçi eskisi gibi değiliz onunla da, yine arkadaşım sıfatına uyuyo diye düşünüyorum. Ve birbirlerini çok sevdiklerini biliyorum. Onun lakabı da Kurnaz olsun.
Bunun öncesinde Kurnaz bana böyle yakın davranırdı, hatta buluşmadan önce rüyasında beni gördüğünü söylemişti. Aaaa dedim nasıl gördün? Benim yatağımda uyuyodun dedi. Sapık değildi biliyorum, romantikti ama her erkekten daha az. Ben kendi kendime gelin güvey olmak istemedim, zaten hiç yüzyüze görüşmediğim birinden ne romantizmi beklersin ki. İşte onda vardı bu, hatta son zamanlarda yani yüzyüze görüşmeye yakınlaştığımız günlerde daha da arttı. Ama ben yok benim tipim değilsin diye geçirirdim içimden. Çünkü ben zor beğeniyorum, neredeyse imkansız aşık olmam diye düşünüyorum. Ama öyle değilmiş öğrendim. Ama insan uzun süreli (6-7 yıl) bi ilişkiden çıktığında, yeni insanlar tanımak çok zor bişeymiş gibi geliyo.
Biz ilk Kurnazla buluştuk. Sabahın körü, oturmuş beni beklerken gazete okuyo. Gülümseyerek masaya doğru yürüyorum. Ayağa kalkıyo, öpüşüyoruz (yanlış anlaşılmasın, yanaktan). Başlıyoruz muhabbete, ben pek konuşamıyorum. Hatta o kadar salaklık yapıyorum ki, poğaça söylüyoruz ama ben yemiyorum. Sadece çay içiyorum. Sanki ondan hoşlanan benmişim gibi. Gerçi o da bu zamana kadar çok çok az hissetirmişti benden hoşlandığını, ama kızlar anlar böyle şeyleri aklınızda bulunsun. Güzel geçiyo, kalkalım mı diyoruz kalkıyoruz. Benim tişört almam lazım ya diyo, gel beraber bakalım. Olur diyorum, vaktim var nasılsa. Biraz dolaşıp dönüyorum ben eve. Bizim muhabbet daha da ilerliyo, ama ben onunla sevgili olamam diye beynime kazımışım. Kuzeni muhabbetimize giriyo, onunda adı Haylaz olsun. Çünkü piçin teki. :))
İkinci buluşmamızda Kurnaz yanına kuzeni olan Haylazı da alıp geliyo. Merdivenlerden iniyorum yanlarına gidicem. Süslenmiş püslenmişim, çünkü Haylazla muhabbetim güzeldi. Haylazı gördüm, resimlerden biraz daha farklı, daha iyi yani ama benden 4 yaş küçük. Görüntü olarak abim zanneder herkes o ayrı. Merdivenlerden inerken iki çift gözün bana doğru baktığını görüyorum, yüzünde şaşkın bi ifade. Onu öyle şaşkın şaşkın bakarken görünce bende şaşırıyorum ama çaktırmıyorum. Ne oluyo lan diyorum içimden. Kurnaz, ben ve Haylaz gidiyoruz bi yere oturmaya. Kaynaşıyoruz ediyoruz, bütün ilgi bende. İki erkek, ikisininde benden hoşlandığını anlayan ben, hala acaba çirkin miyim güzel miyim ay ne desem ne yapsam diye düşünüyorum. Pek konuşmuyorum, gülüyorum sürekli. Bunlar ellerinde telefonlarıyla benim resmimi çekmeye çalışıp duruyo, sildiriyorum resimleri. Hiç sevmem. Ordan kalkıyoruz başka mekana geçiyoruz, Haylaz yanıma oturuyo, Kurnaz karşıma. Haylazla öyle bi yakınız ki, bacaklarımız birbirne değiyo, elimi kolunun altın geçiriyorum, şakalaşıyoruz falan.
Sonra ayrılıyoruz. Herkes evine. Bu arada Kurnaz bu şehirde yaşamıyo, kuzeni de burda yaşamıyo ama okuduğu için burda arkadaşıyla ev tutmuşlar. Bu sene bitti okulu. Haylaz beni arayıp soruyo, buluşalım diyo. Tabi bunlardan önce muhabbet geliyo benim fiziğe, çok güzelsinde işte bacakların çok güzel, yüzün çok güzel, tüm bunların bi bayanda toplanmış olması çok rastlanmaz falan filan, bildiğin piç lafları. Hoşuma gidiyo, kimin gitmez ki? Seni öpmek istiyorum diyo, ben safça duygularla geleceğimizi bile düşünüyorum o bu cümleleri kurarken, salak ben işte. Buluşalım yarın diyo, alışveriş yapıcam bana yardım edersin, bir kaç gün sonra 10 günlük tatile gidecekler kuzenler arkadaşlar falan.
O gece sabah 7'ye kadar salak gibi msnde kameralı konuşuyoruz. Ben sürekli gülüyorum, dişlerin mükemmel diyo, herkesten duyduğum bu laf sanki ondan duyduğumda bi başka güzel geliyo. Ertesi gün buluşuyoruz, bakıyorum bana yakınlaşmaya çalışıyo. Benimde sevilmeye o kadar ihtiyacım var ki, aslında hiç tipim değilsin diyebileceğim çocuğa karşı bişeyler hissetmeye başlıyorum. Öpüşüyoruz o gün, eli elimde. Sonra kalkıyoruz, ayrılıcaz tam sana sarılıcam diyo ve sarılıyo. Gelde aşık olma ve ben bu kadar aşka susamış bi insanım.
Sonrası yok, benimle sadece bu hislerini tatmin etmek isteyen bi piç. Bana benimle birlikte olmak istediğini söyleyecek kadar dürüst bir piç. Hiç bu kadar açık sözlü biriyle karşılaşmamıştım daha önce. Hep fiziğimden bahsediyo, şuran şöyle güzel, buran böyle güzel. Kocaman kızım, diyemiyorum ben sadece böyle şeyler için biriyle görüşemem. O da yapmayacak bi insan ama istiyorum elimde değil diyo. Ve ben bir tek seninle bu kadar rahatım diyo. Ne dese güzel bi sözmüş gibi algılıyo aşka susamış beynim. Aşık oluyorum, ya da öyle sanıyorum. Tatile gidiyo, arayıp sormuyo, belli ki eğleniyo. Buluştuğumuz gün bu görüşmeyi hiç kimseye söyleme diyorum, tamam diyo. Tatildeyken bi iki gün sonra nasılsın diye mesaj atıyo, iyiyim diyorum o kadar. Kurnaz anlamış olacak ki, bi kızın piçten nefret etmesi için ne varsa facebookta açık açık gösteriyo. Kızlarla videosunu falan. Gıcık oluyorum, soruyorum Haylaza, ne bu diye valla bişey yok diyo. Arkadaşlar çok ısrar etti diye dans ederken sadece yanağından öptüm. Salağım diyorum kendi kendime, aptalım ben, gerizekalıyım. Ne bekliyosun ki böyle bi piçten, sana açık açık seninle sevişmek istiyorum diyen bi adamdan ne bekliyosun salak ben. Gıcık oluyorum, nefret ediyorum, kendi kendime trip atıyorum falan ona.
Arayıp sormuyorum, tatilden geliyo soğuk davranıyorum bana yazdığında. Sevgilin mi var diyo, gerizekalı puşt. "Sevgilim yok, 10 günde birini mi sevicem piç" diyemiyorum. Yok sevgilim nerden çıkardın diyorum. Ne bilim bana soğuk davranıyosun diyo. Sonra ben buna hep kanıyorum, o kadar salak bi hali var ki aşık oluyorum, öpesim geliyo onu sürekli. Sonra yine aynı şeyler, pişmanım diyorum seni öptüğüm için. Sinirleniyo. Bu lafları sana göstericem ben zamanı gelince diyo. Nasıl göstericekse gerizekalı. Sonra bu bana yine yakın davranıyo, bende yelkenler yine suya iniyo. Memleketine gidiyo, ki burdan mesafe 1,5 saat sadece. Gelicem senin için diyo, ramazan giriyo araya. İkinci günü İstanbul'a geliyo, ama benim için değil arkadaşları için. Ve benim haberim bile yok. Tahmin edin kimden öğreniyorum, tabi ki Kurnazdan. Arasana sorsana Haylaz nerde diyo. Nerde diyorum, İstanbul'da diyo, ara sor ne yapıyomuş. Arıyorum, açmıyo. 5 dk sonra arıyo, ne yapıyosun Haylaz diyorum. İyiyim arkadaşlarımlayım diyo, he diyorum İstanbul'a gelmişsin. Evet diyo, acil oldu yoksa sana haber verirdim diyo. İftar yemeğnin ne aciliyeti varsa, gerizekalı. Sanki iş için geliyo. Yok canım banane diyorum, öylesine bi arıyim dedim diyorum. Ben seni sonra arasam olur mu diyo, olur diyorum. Ve işte ipler kopuyo. Biz bir kere yalnız görüştük, ondan sonra hiç yüzyüze gelemedik.
Ne yapsam da bunun ağzına sıçsam diyorum. Aklıma çok pis bi fikir geliyo, yapsam mı yapmasam mı diye düşünürken o bana bu kadar şerefsizlik yapmışken ben neden onun gibi olmayayım diyorum. Veeee meşhur Komik burada devreye giriyo. Kankaları Kurnazla Haylazın. İşte ondan sonrası hep Komiğe ait bu hikayenin. Ara sıra Haylaz da devreye girmiyo değil. :)
-Çikolata Kız-
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder